“İnsan her şeyini kaybedebilir; ama son özgürlüğünü, yani koşullara karşı tutumunu seçme özgürlüğünü asla kaybetmez.” — Viktor E. Frankl
Bu söz, değişmek isteyen ama bir türlü adım atamayan birçok danışanın iç dünyasını anlatır. Bazen net bir hedef koyarız, onu gerçekten istediğimizi düşünürüz; haftalar geçer, aynı yerde kalırız. Bunun nedeni çoğu zaman tembellik değildir. İçimizde o hedefi isteyen bir yan varken, başka bir yanımız da değişimin getireceği sonuçlardan korkuyor olabilir.
Bu korkular her zaman açıkça duyulmaz. Özgürlüğümü kaybederim, eleştirilirim, kötü bir şey olursa sorumlu tutulurum, yalnız kalırım gibi düşünceler sessizce davranışı yönlendirebilir. Danışan çoğu kez bu çelişkinin farkında bile değildir; yalnızca “bir türlü ilerleyemiyorum” hissini taşır.
Koçluk uygulaması bu noktada hazır tavsiye listesi sunmak yerine, danışanın kendi içindeki çelişkiyi görmesine yardım eder. Soru temelli ilerleyen yöntemler, hedef ile korku arasındaki bağı daha görünür hale getirebilir. Standart “daha motive ol, daha çok çalış” yaklaşımından farklı olarak burada amaç, danışanı zorlamak değil; seçimin önündeki görünmeyen frenleri birlikte fark etmektir.
Bu farkındalık çoğu zaman rahatlama getirir. Çünkü kişi artık kendini belirsiz bir başarısızlık duygusuyla suçlamak yerine, içindeki iki yönü de görebilir. Sonra seçim başlar: Bu korkuyla birlikte ilerlemek mi, yoksa mevcut durumu bilinçli olarak sürdürmek mi? Seçim ne olursa olsun, danışan sorumluluğu geri aldığında güçlenir. Başkalarını suçlama hali azalır; kararın sahibi olma hissi artar.
Değişim kararı verildiğinde korku bir anda yok olmayabilir. Ama artık yolculuk daha dürüst bir yerden başlamıştır. Küçük bir sonraki adım, büyük bir vaatten daha değerlidir; çünkü danışanın kendi seçiminden doğar.
Uygulamada kullanılan yöntemler, danışanı “doğru cevabı bulmaya” zorlamak yerine kendi içindeki iki sesi ayırt etmeye davet eder. Bu ayrım netleşince, seçim ahlaki bir baskı olmaktan çıkar; yaşanabilir bir karar haline gelir. Kişi, korkusunu yok saymadan da ilerleyebileceğini fark ettiğinde motivasyon dışarıdan dayatılan bir baskı değil, içeriden gelen bir yön haline gelebilir.
Seçim yapmanın rahatlatıcı tarafı da buradadır. İnsan bazen seçenekler arasında kaldığı için değil, seçmediği seçeneğin yasını tutmaktan korktuğu için karar veremez. Yeni bir işe başlamak, ilişkiyle ilgili bir sınır koymak, alışkanlık değiştirmek veya yıllardır ertelenen bir konuşmayı yapmak yalnızca mantıksal bir karar değildir; kişinin kendisine dair eski bir hikayeyi de sarsabilir. Bu yüzden koçluk uygulaması, kararı hızlandırmaya çalışmadan önce danışanın hangi bedelden kaçındığını görmesine yardım eder.
Danışan “aslında neyi kaybetmekten korkuyorum?” sorusuna yaklaştığında konu daha dürüst hale gelir. Bazen hedefin kendisi hâlâ anlamlıdır; bazen de kişi hedef sandığı şeyin yalnızca onay alma ihtiyacına bağlı olduğunu fark eder. Her iki durumda da kazanım aynıdır: Danışan otomatik tepkiden çıkar, bilinçli seçime yaklaşır. Bu yaklaşım, standart hedef takip uygulamalarından ayrılır; çünkü yalnızca yapılacaklar listesine değil, davranışı tutan iç gerilime de bakar.
Hayatınızda değiştirmek istediğiniz bir şey var mı? Bu soru bazen büyük bir dönüşüm çağrısı gibi duyulur, ama çoğu zaman küçük bir dürüstlük davetidir. Danışan tek seansta bütün hayatını değiştirmek zorunda değildir. Sadece bir konuda kendi seçimini daha net duymaya başlayabilir. Netleşen seçim, küçük bir aksiyona dönüştüğünde değişim daha uygulanabilir hale gelir.
Perda Online Yaşam Koçu ile ilk seansınızı ücretsiz deneyebilir, sonraki seansları abonelik olmadan ihtiyaç duydukça satın alabilirsiniz. Kredi kartı bilgisi gerekmeden hesabınızı oluşturun.